Kocam mapus damına gireli yedi ay oluyordu. Tek evladının adam öldürmekten yirmi yıla mahkum olmasına dayanamayan kaynanama inme indikten sonrasında üç ay içinde eriyip muma dönmüş, hasta döşeğinde sesi çıkmaz dizi tutmaz bir durumda neredeyse tüm gün dünyadan bihaber yatıp uyumaktaydı. Ben yirmi yaşlarında yarı dul kaldığıma mı yanayım, yoksa tıpkı benim şeklinde yarı dul kalmış olan kayınbabamı mı teselli edeyim bilemiyordum. Kaynata gelin iki göz evde başbaşa kalmış elimizden geldiği kadar tüm işleri paylaşmaya çalışıyorduk. Aslen kayınbabam da hemen hemen genç sayılırdı ki önümüzdeki haziranda kırk iki yaşını dolduracaktı. Evleneli İki yıl olmasına karşın kocam katil olup mapusa girene kadarki kısa süreli ilişkimizde karnıma döl yüklenememiş, bu sıkıntılı yanlızlığımda bir bebekle avunabilmenin mutluluğundan da yoksun kalmıştı. Ali´nin elini kana bulaması da birazcık bu sebepten oldu aslına bakarsak. Kocamla birbirlerini çocukluklarından beri asla sevmeyen, aynı sıralarda evlendiğimiz Hacıgillerin Ahmet, köy kahvesinde Ali`yi bu mevzuda alaya alıp kendisinin karısını ikinci kez şişirdiğini, bunu becerebilmenin bir erkeklik hüneri bulunduğunu söyleyince Ali; ´´ Bebelerin senden olduğu ne malum lan kavat!.“ diyerek sertçe karsiIik vermis. Ahmet daha ileri giderek; ´´Senin bi bok becereceğin yok. Karını gönder de sevabına onu da sisireyim. Gözleri benim şeklinde maviş bebeyi kucağına aldığın vakit anlarsın kimdenmiş“ diye karşılık vererek, iyice tozu dumana katmış. Öfkeden deli danalar şeklinde gözleri dönen Ali, bi koşu eve gelip kaptığı çifteyle geri dönerek, Ahmeti köy meydanında yere sermişti. Neyseki, ağır yaralanan Ahmet kılpayı ölümden kurtuldu. Ali bu vakadan sonrasında ağır tahrik altında kabahat işlediği gözönüne alınıp üç yıl hapse mahkum oldu. Sadece benim deli kocam mapusta da rahat durmadı. Cezaevi koğuşunda çıkan kavga esnasında işlenen bir adam öldürmeye karışınca onsekiz yıl de o vakadan ceza yedi. Eh! bu durumda bizim kavuşmamız da yirmi yıl sonrasına kalmış oluyordu. Kısaca, ölme eşeğim ölme!..Akşam vakti ocağa koyduğum yemeği hazır edip sofrayı hazırladım. Çorbasını içirdiğim kaynanam, daha biz sofraya oturmadan asla kalkamadığı döşeğinde derin uykusuna dalmıştı. Oğlundan bile gençmiş şeklinde duran kayınbabam tarladan hemen hemen dönmüş, ibrikten döktüğüm suyla elini yüzünü yıkıyordu. Sıvamış olduğu gömleğinin kollarından taşan şişkin pazuları haiz olduğu adam enerjisini gözler önüne seriyor, vücudundan gelen adam kokusu bana kocamı hatırlatırken, evde bir adamın varlığının verdiği itimat kendimi iyi hissetmemi sağlıyordu. Yıkanması bitip kurulanması için havluyu uzattığımda, kayınbabam bitkin yüzünde oluşan muzip bir ifadeyle; ´´ Kınalı gelinim her yanım tutulmuş, bu akşam da şöyleki bir ovarsın de mi?“ diyince ben; ´´Doğal olarak baba ovarım nolcak.“ diye yanıt verdim. Son günlerde ikimizden başka canlı kalmamış şeklinde duran bu evde kaynatamIa daha bir yakınlaşmıştık. Doğrusu kocamla ayrı düştüğümüzden beri bir adamın yakınlığına olan ihtiyacım hele son zamanlarda oldukça artmıştı. Normal olarak erkeğimin babasıyla o anlamda bir yakınlık sözkonusu değildi fakat gene de ona dokunmak ya da onun temasını duymak oldukça hoşuma gidiyordu. Yemeğimizi yiyip ben döşekleri açtıktan sonrasında kayınbabam uzun donu ve fanilasıyla ağrıyan sırtını ve bacaklarını ovmam için döşeğe uzandı. Geceliğimi sofada giydikten sonrasında derin derin uyuyan kaynanamın üstünü örtüp, yüzükoyun uzanmış olan kayıbabamın sırtına çöktüm. Ensesini parmaklarımla gevşetip geniş omuzlarını kuvvetle sıktığım insanın bir dirhem yağ bulunmayan adam güzeli vücudunu tüm gücümle ovalarken, harcadığım yoğun çabadan dolayı boynumdan memelerime doğru sicak terlerin aktığını hissediyordum. Sırtından bacaklarına geçtiğimde kayınbabam; ´´ Oyy kurban olduğum kınalım ellerin dert görmesin iyi mi iyi geliyor “ dedikçe ben daha bir coşuyor, insanın ayaklarından baldırlarına doğru tüm gücümle sıvazlayarak ovup, ellerimin altında oldukça gevşemiş görünen adamın memnuniyetini artırmaya çalışıyordum. Bir süre sonra ellerim iyice yorulmuş, hareketlerim yavaşlayıp artık ovmak değilde neredeyse okşamak şeklinde bir hal almıştı. Bitkin adamcağız da asla sesini çıkarmıyor, neredeyse uyumak üzereymiş şeklinde görünüyordu. Son bir kez daha bacaklarını ovalayıp bitirme niyetiyIe uyuklayan insanın baldırlarını kavradım. Aralık duran bacaklarının arasına soktuğum parmaklarım ansızın sert bir yumruya dokununca bilinçsiz bir hareketle elime değen nesneyi avucumda sıktım. Yarı karanlık odada şöyleki bir bakıp kasikIarindan bacaginin dizine yakın böIümüne doğru uzanan, elimin içindeki kalınca borumsu seyin ne işe yaradığını anladığımda birazcık geç olmuştu. Telaşla elimi kaçırıp güvenli olmak için yeniden dikkatle baktım. Insanın uzun don paçasından fırIamış, kalınca bir hortuma benzeyen erkeklik organının kocamdan fazlaca iyi bildiğim biçimini derhal tanırken, aniden yüzümde hissettiğim ateş basmasıyla beraber kayınbabama baktım. Yüzükoyun yatmış olduğu yumuşak döşeğe serilmiş olan adam uykudaymış şeklinde muntazam nefes alıp veriyordu. Kim bilir, adamcagizin uyku halindeyken biIinci haricinde başına gelmiş olan bu durumun tek bilincinde olanı bendim. Kocamla son olarak beraber olmamızdan bu yana aylar geçmişti. Tamamen uykuya yattığını sandığım kadınlık duygularım kayınbabamın dikiImiş erkekliğini görünce ansızın canlanmış, gözlerimi alamadığım diri erkeklik organının tahrik edici görüntüsü kasıklarımı yangın yerine döndürmeye başlamıştı. Kendime engel olamadığım bir içgüdüyle bacaklarının içinde fazlaca çekici görünen sert kamışa arada bir hırsızlama dokunup, hafifçe okşayarak bir süre daha coşku içinde baldırlarını ovmaya devam ettim. O şekilde bir an geldi ki rahatlamama niçin olacak bir netice almamın olanaksız olduğu bu durum hem cinseI açIık içinde kıvranan bedenime, hem de ruhuma ızdırap vermeye başladı ve ovmayı bıraktım. Işıkları söndürüp, kasıklarımdaki yakıcı sıcaklıkla beraber döşeğime gidip uzanırken, kendimi toparlayabilmek için derin derin nefesler alıp veriyordum. Öylesine sıcak bir temmuz gecesiydi ki bedenimin yangını bir taraftan, gecenin boğucu sıcağı bir taraftan, fazlaca bunalmışım. Birazcık rahatlarım umuduyla üstümden geceliğimi çıkarıp atarken kayınbabamın; ´´ Azca daha ovsaydın ya kurban olduğum “ diyen sesiyle irkildim. İtaatkar bir halde ve aceleyle; ´´Peki baba “ derken bir taraftan da sütyen külot halimle lambayı açıp geceliğimi buIup giymemin olanaksız olduğu gerçeğiyle kıvranıyordum. Kayınbabam; ´´ Dur hele ben o döşeğe geleyim“ dedikten sonrasında aniden yanımda bitip döşeğime uzandı. Ne yapacağımı bilmez durumda, karanlığın gizlediği yarı çıplak halimle insanla aynı yatak üstünde kalakaldım. İşime devam etmemi bekleyen kayınbabamın üzerine çıplak bacaklarımla oturmaya cesaret etmekten çekinip bir an durakIadıktan sonrasında, kendi uzun donundan benim çıplaklığımı hissedemeyeceğini ümit ederek usuIca oturdum. Sadece adamın muntazam biçimli sert ve yuvarlak kalçaları tam kadınlığımın ince bir külot parçasıyla örtüldüğü zevke duyarlı yerlerine baskı yapıyor, bu uyarıcı temas beni ister istemez oturduğum yere sürtünmeye zorluyordu. Artık adamı ovuyormuydum yoksa aldığım günah dolu hazzı artırmaya mı uğraşıyordum doğrusu asla bilincinde değildim. Birazcık sonrasında kayınbabam; ´´ Döneyimde birazcık da o şekilde ov“ diyince, kendimi dönmesine fırsat verecek kadar, hafifçe yukarı kaldırdım. Sırtüstü döndüğünde karanlığa karşın çıplaklığımı farkedebileceği endişesinin yarattığı gerginlik içinde, yeniden bacaklarına oturup göğüs kaslarını ovmaya devam ettim. Sadece bu kez birazcık ilkin beni kösnü krizine sokan dipdiri erkeklik organının varlığını farkedemeyişim, azca ilkin yaşananların adamın uyku esnasında istem dışı olarak başına gelmiş bir durum olduğu ile alakalı kanımı güçlendirmeye başlamıştı. Omuzlarına erişebilmek için bacaklarından kalkıp karnına doğru ağırlığımı vermeden oturayım dedim, demez olaydım. Insanın alttan yukarı doğru dikilip göbeğine yapıştığı için o ana kadar karanlıkta farkedemediğim, neredeyse iri bir patlıcanı çağrıştıran erkeklik organının sert ve şişkin gövdesi tam duyarlı kadınlığımın girişine dayanınca elektrik çarpmış şeklinde tüm vücudum titredi. Altımdaki adamın pencereden giren bulutlu havanın zayıflattığı ayışığıyla aydınlanan yüzüne acil bir bakış atarken, gözlerinin kapalı bulunduğunu gördükten sonrasında dikkatimi altımdaki ayartıcı uzva çevirdim. Karnına yapışmış halde minimum on santim donundan dışarı çıkmış olan kalınca erkekliğin iri başı, tam o anda canIanan ayışığının yansımasıyla pırıl pırıl parlıyor, şişkin görüntüsü adeta dokunsam patlayacakmış hissini veriyordu. Yaşadığımız bu sürpriz aykırılığın devam etmesinin dayanılmaz çekiciliğiyle dibinden usuIca kavrayıp mükemmel dokusunu eIIerimde hissettikten sonrasında istifimi bozmadan kayınbabamın karnına yapışık duran kamışının üzerine oturdum. Eğilip omuzlarını ovaladığım insanın kendini belli belirsiz bir halde bana doğru bastırdığını hissedebiliyordum. Aç kadınlığımı altımdaki görkemli kabarıklığa bastırarak alev alev yanan zevk deliğimden sızıp külodumun ağ kısmını cıvıklaştıran ıslak ıslaklığı adamın iyice dışarı fırlayan organının baş kısmına bulaştırdım. Artık altımdaki adamın uyumadığına, son yarım saattir yaşadığımız aykırılığın başından beri benimle kabahat ortaklığı yaptığına güvenli olarak, erkeğimin babası kısaca kayınbabamla yaşadığım sessiz günahın tadını çıkarabilirdim. Kalınca kamışının gövdesini cinsel açlık içinde kızışan kadınlık organımla ezdiğim adam, kendini mütemadiyen hafifçe hafifçe yukarı kaldırıyor, ben de onun bastırmalarına kalçalarımı oynatarak yanıt veriyordum. Artık dayanacak halim kalmamıştı. Hafifçe üzerine uzanır şeklinde bir pozisyon alırken külodumu çıkarıp attım. Elimle başından tuttuğum kalınca organı kızgınlıkla ıslanıp kayganlaşan deliğime yerleştirip aldığım zevkle inlememek için kendimi zor tutarken, kalınca aşk mızrağını iri koçlarının temasını hissedene kadar içime soktum. Kalçalarımı ahenkle çevirip yavaş hareketlerle inip kalkmaya bir süre devam ettikten sonrasında boşalacağımı hissederek hareketlerimi hızlandırdım. Azca sonrasında beynimde volkanlar patlamaya, gözlerimin önünde yıldırımlar çakmaya başlamıştı. Sütyenimden fırlayan sağ mememi altımdaki adamın yarı açık ağzına bastırırken, kendimden geçmiş durumda tırnaklarımı sıkı sıkı sarıldığım insanın sırtına geçiriyordum. Aylardır cinsel doyuma özlem kalan bedenim dakikalar boyu zevkle kasılmaya devam etti. Saatler sürmüş şeklinde gelen uzun bir zevk sarhoşluğundan sonrasında kendime geldiğimde altımdaki zina ettiğim adamın hareketsizliğinin farkına varınca hala uyuyor şeklinde görünmeye çalıştığını anladım. Sanıyorum kayınbabam büyük günahımızla açıkça yüzleşebilmeye hemen hemen hazır değildi. Ben de şimdilik yaşadıklarımızın asla yaşanmamış şeklinde kalmasının ikimiz için de daha iyi bulunduğunu düşünüyordum. Hala, zevkle sızlayan deliğimde duran kalınca organının heyecanlı bir yürek şeklinde attığını hissedebiliyordum. Demir şeklinde sertliğini kaybetmemiş olmasından dolayı hemen hemen boşalmadığını sanmama karşın, üstünden kalktığımda içimden sızan verimli dölleri bacaklarımdan sızdığında bu insanın tam bir aygır bulunduğunu düşünmeye başlamıştım. Uyuyan, ya da uyur şeklinde görünen kayınbabamın iri kamışını külodumla sildikten sonrasında öteki döşeğin üzerine büyük bir rehavetle serilerek doygun bedenimi aylardır özlemini çektiğim tatlı bir uykuya teslim ettim.Ertesi gün beraber tarlada çalışıyorduk. Bir ara ben bitkinlikten tutulan belimi tutup, şöyleki bir geriye doğru gerinince kayınbabam; ´´ Yoruldunmu kınalım? Sen meraklanma bu akşamda ben seni güzelce bir ovarım“söylediğinde duyduğum heyecandan bir an nefesim kesildi. Nutkum tutulmuş bir halde saf saf; ´´ Zahmet olmasın baba“ diyebildim. Doğrusu dün geceki hırsızlama düzüşmeyi saymazsak o güne kadar kocamdan başka hiçbir adam eli bedenime değmemişti. Bundan sonraki ilişkimizin değişik olacağına dair, dün yaşadıklarımıza hakkında aramızda hiçbir imalı söz geçmemiş ve sanki dün başımızdan geçenler benim tek başıma yaşadığım bir rüyaymışcasına herşey esk**en olduğu şeklinde devam ediyordu. En azından bugün için…Gece olduğunda, kayınbabamın duyarlı ellerinin okşamayı çağrıştıran tahrik edici temaslarına, dokunulmaya özlem kalan bedenimin engel olamadığım zevk titremeleriyle yanıt vermesi üstüne herşey değişti. Sıyrılan geceliğimle beraber ortaya çıkardığı çıplak bacaklarımın kalçalarımla birleştiği yere ata biner şeklinde oturmuş olan kayınbabam kuvvetli elleriyle sırtımı ve belimi yumuşak hareketlerle sıkıyor, arada sırada ellerini göğsüme doğru uzatıp dolgun memelerimin yanlarını okşar şeklinde yaptıktan sonrasında çekiyordu. Insanın sertleşen iri kamışının kalçalarımda hissettiğim baskısı zevkle mayışmama niçin olurken bir an ilkin içime girmesi arzusuyla kıvranmakta, bilhassa memelerime dokunduğunda aldığım zevkten dolayı ağzımdan hafifçe iniltilerin çıkmasına engel olmada başarısız kalmaktaydım. Belime toplanan geceliğimin işini zorlaştırdığını söyleyen kayınbabam soyunursam daha rahat edeceğimizi söyleyince bunun ne anlama geldiğinin farkındalığıyla itiraz etmeden, hatta telaşlı bir hevesle başımdan sıyırdığım geceliği kenara attım. Sütyenimin kopçalarını da bana sormaksızın kendisi çözen adam, şimdi ellerini açıkca göğüslerime doğru uzatıp, avuçlarına almış olduğu memelerimi yoğurup, uyarılmış meme başlarımı parmaklarının içinde sıkıyorbuna karşıIık ben aldığım zevkle kıvrım kıvrım kıvranıyordum. Bir an ayağa kalkan adam yeniden üstüme çöktüğünde, önündeki sert organının yakıcı sıcaklığını ansızın bacak aramda hissettim. Aydınlık odada derhal yanıbaşımızda yatan kaynanamın yanında kayınbabamla düzüşmek suretiyle olmak, bana o güne kadar sevişmekten aldığım zevkin fazlaca ötesinde yoğun heyecanlar yaşatmaktaydı. Soluklarının sıklaştığını hissettiğim adam kalçalarımı okşarken ani bir hareketle külodumu bacaklarımdan çekip çıkartarak kalınca organını kadınlığımın kayganlaşan girişine dayadı. İçimi zevkle kavuran sertlikte bir zorIamanın peşinden sert organı yavaşça içimde yol aldıktan sonrasında iri koçlarının bacak arama dayandığını hissettim. Belimden tutup beni dizlerimin üstünde domaltan adama kaIçaIarımı havaya dikerek uysaIca itaat ettim. Görkemli erkekIiğini gerekseme içindeki yarığımın girişine dayadığında zevkle kapattığım gözlerimi bir an için açtığımda azca ötemizdeki divanda uyuduğunu sandığım kaynanamla göz gözeydik. Konuşma ve hareket etme yetisini yitirmiş olan hanım meraklı bakışlarla bizi izliyor fakat hiçde suçluyormuş şeklinde görünmüyordu. Duyduğum aşırı kösnü hissiyle karışan utanç duyguları içinde kaynanamla bakışırken arkamdaki insanın sertçe içime giriş çıkışlarına dayanamayarak ağzımdan çıkmasına engel olamadığım bir çığlıkla beraber boşalmaya başladım. Uzun devam eden sarsılmalarım tükenip kapattığım gözlerimi yeniden açtığımda kaynanamın tekrardan uykuya dalmış bulunduğunu gördüğümde bu güne kadar ona ilişik olanın bundan bu şekilde benim bulunduğunun onun tarafınca da onaylandığını duygusuyIa rahatladım. Artık kayınbabam benim erkeğim, ben de onun hanımı olmuştum. Herşeye karşın bu ilişkimiz hasta kaynanam hariç öteki tüm gözlerden uzak yaşanmaya mahkumdu. Gece oldumu, kaynanamın uyumasını bile beklemeden, hatta gördüklerine ve duyduklarına herhangi bir tepki vermekten uzak kadının gözleri önünde büyük bir açlık ve şehvetle birbirimizin kollarına atılıyor, saatlerce doya doya düzüşüyorduk. Beraber yatmaya başlayalı üç dört ay olmuştu ki hamile kaldığımı farkettim. Aynı günlerde bir sabah kaynanam yatağında son nefesini verdi. Cenazeden sonrasında tamamen başbaşa kaldığım yeni erkeğimle öylesine tutkulu bir beraberliğimiz vardı ki, bu saatten sonrasında birbirimizden vazgeçebilmemiz mümkün değildi. O´ da ben de karnımdaki bebeği istiyorduk. Köy yerinde kocası hapisteki avradın hamile kalmasını ahalinin derhal iyi mi yorumlayacağını bildiğimizden, benim rahmetli anam babamdan kalma tarlaları ve kayınbabamın, kısaca yeni erkeğim Hüsnü´nün malını mülkünü kasabadaki bir simsarın vasıtasıyla iyi fiyatlarla satıp İstanbula göçerek yeni bir hayata başladık. Kocamdan, o cezaevindeyken boşanmak için mahkemeye başvurdum. Sadece hapiste gene bir kavgaya karışan benim talihsiz eski erkeğimin bu kez kendisi bıçaklanıp aşırı kan kaybından dolayı can verdiğini öğrendiğimizde içimiz yandı. Bir süre bu acı olayın tesiri altında tadımız firar etti fakat ikinci çocuğumuzun doğumundan sonrasında evimiz gene eskisi şeklinde şenlendi. resmi nikah yapmış olup evlendiğim kayınbabam köydeki babasından kalan büyük arazileri de sattıktan sonrasında o şekilde büyük bir para elimize geçti ki, taparcasına sevdiğim erkeğimin tekrar hiçbir vakit çalışmasına gerek kalmadı.Evlatları okul servisine bindireli otuz dakika kadar olmuştu. Ben sizlere uzun süreden beri yazmayı düşündüğüm anılarımla ilgili bu satırları güneşli bir havada, açık pencerenin pervazına yaslanmış durumda kaleme almayı sonlandırırken aynı anda yan dairede oturan güzel komşum Aysel´le camdan cama laflıyor, arkamdaki perdenin arkasında kalçalarımı okşayan ` `eski kayınbabam` şimdiki kocam ise beni düzmek için hazırIanıyordu