Bilgidiğiniz benzer biçimde, yazın meydana getirilen halk konserlerinde Gülhane Parkı; hele hafta sonu olursa hınca hınç dolar. Biz de mahallenin gençleri olarak hep oraya gideriz. Azca parayla eğlence şu demek oluyor ki… Benim adım Yavuz. Doğma gelişme Sümerliyim. Bilen bilir. Sümer, Zeytinburnu’nun en eski ve en kalabalık bölgesidir. Yaşım yirmidört. Askerden ulaştıktan sonra, eski çalıştığım yer olan Gedikpaşa’daki sayacı İbrahim ağabeyin yanına yeniden gelip girdim. İyi fena yönetim ediyorum işte… Doğal ki bekarım. Şu sebeple bu şartlarda ev oluşturmak, evlenmek filan bana gore değil… Mahallede oldukça dostum var ve hepimiz çocukluktan beri kalabalık bir grubuz. Arkadaşlarımın burada adını saymaya kalkarsam, satırlar meblağ. Hepimizin mahallede göz koyduğu manitalarımız var. Önder, Halit, Oktay ve Neşet benim en can arkadaşlarımdan bazıları… İnanır mısınız, benim mahalleden takıldığım bir kız yok. Sadece, bazen Halit’in manitasının akrabası olan bir kız. Oraya geldikçe bana pas atıyordu. Ve ben de ona kafayı takmıştım. Halit, manitasını ve akrabasını hafta sonu Gülhane konserlerine götürmek için söz verdiğini gelip bana söyleyince doğal ki ben de “Olur” dedim. Olmaz diyecek bir durum yoktu. En azından gidip sanatçıları dinleyecek ve de ayrıca ben de adının Şebnem bulunduğunu öğrendiğim kızla birlikte süre geçirecektim. Sadece Şebnem yaşlı gösteriyordu. Fakat meydana getirecek bir şey yoktu ve onun benden yaşlı olması da pek mühim değildi. Şebnem’in elmacık kemikleri çıkık çıkıktı. Bu ona farklılık veriyordu. Ve insanoğlunun gözüne baktığında ben şahsen bir garip oluyordum. Her neyse uzatmayayım. Cumartesi saat altı benzer biçimde tamamımız buluştuk ve Zeytinburnu’ndan tramvaya binerek Gülhane’ye geldik. Hepimiz manitasının yanında içeri girdik. Ben de doğal çaktırmadan Şebnem’le birlikte yürüyordum. Sonunda ona sokularak “İyi oldu geldiğimiz değil mi?” dedim. Başını çevirdi ve insanı zıvanadan çıkartan o bakışlarıyla bana “Evet, evet!” dedi. Söz sözü açmıştı ve ona “İyi sanatçılar var bu akşam. Güzel bir yer bulup, izleyebilsek bari” dedim. Şebnem ise “Vallahi iyi olur” diye cevap verdi. Bir ara Halit’in yanına sokularak “Ya oğlum, çevre kalabalık. Kızları bu kalabalığa iyi mi sokacağız?” diye sormuş oldum. Onun verdiği “Lan oğlum sen de amma safmışsın. İyi ya işte. Kalabalıkta onları önümüze alır. Yapacaklarımızı yapar, onları kerteriz” demesi, benim uyanmama niçin oldu. İşte o dakikadan sonrasında Şebnem’in götüne göz diktim. Kimbilir kalabalıkta onu önüme alıp, arkasından taş benzer biçimde götüne yarrağımı sürttürmek ne zevkli olurdu. Bu fikir git gide bedenime yayılınca, aşağıdan birden bire sikim kalktığını anladım. Yavaş yavaş kalabalığa dalarak, şarkıcıları daha iyi görmek ve aklımızdakileri yapabilmek için manitalarımızı önlere doğru götürmeye başladık. Artık o şekilde bir yere gelmiştik ki, ne ileri ne de geri adım atacak yer kalmamıştı. Bir saat kadar sonrasında anons yapılmış oldu ve şarkıcılar çıkmaya ve şarkılarını okumaya başladılar. Bir ara gözüm Halit ile Önder’e takıldı. Onların hareketlerinden işe giriştiklerini anladım. Güya bizimkiler ve manitaları şarkıcıları dinliyorlardı!.. Nahh! dinliyorlardı. Bizimkilerin ve kızların yanakları çoktan kızarmıştı ve onlar iş üstündeydiler. Oysa ben daha Şebnem’in bir yerine bile değmemiştim. Bir ara meydanda alkış tufanı kopunca, ne oluyor gibilerinden bakayım derken, Şebnem’in götünün sikime değdiğini ve onun bundan rahatsız olmadığını anladım. Artık o dakikadan sonrasında değil gürültü, bomba atılsa beni ilgilendirmezdi. Yavaşça iyice kalkmış olan sikimi onun götünün çukurunun üzerine getirerek bastırmaya başladım. İşte o an kalbimin kütür kütür attığını fark ettim. Şebnem’in de bir ara kendisini geriye doğru yaslaması benim için ballı börek olmuştu. Niçin olmuştu? Cevabı basitti. Şu demek oluyor ki o da benim sikimi götüne değdirmemden rahatsız olmamış, nispet yaparcasına götünü sikime yaslamaya başlamıştı. Ayrıca gözüm Halit ile manitasına kaydı. Halit’in ‘hadi oğlum’ gibilerinden yapmış olduğu hareket, beni iyice cesaretlendirdi ve bir iki dakika sonrasında, sikimin haricinde ellerimi de Şebnem’in götünde yavaş yavaş gezdirmeye başladım. Öyleki gaza gelmiştim ki, sizlere anlatamam. Demek ki Şebnem ile aynı arzular içindeydik ve Şebnem’in götü de göttü doğrusu!..Beş on dakika sürttürdükten sonrasında Şebnem kafasını arkaya doğru çevirerek “Yahu Yavuz, senin aletin bayağı tatlıymış. Onu yuvasından çıkar da elimle boyunun ne kadar bulunduğunu anlayayım” dedi. Onun söyledikleri, o an için beni şakkadanak! yere düşürebilirdi. Fakat öylesine sevindim ki sormayın!. Azca sonrasında hızla pantolonumun fermuarını açarak, onun elini yakaladım ve doğruca kapı sapı benzer biçimde olmuş yarrağımın üstüne getirip bıraktım. Sikimi eline alan Şebnem “Ufffff, bu ne yarrak bu şekilde!” dedi. Bir an kendimle gururlandım. Karı yarrağıma iltifatlar yağdırıyordu. Arkasından onu giderek sıkmaya başladı. Hani azca daha oynarsa patır patır boşalacaktım. Ona “Dur yapma. Birazcık daha oynarsan boşalabilirim” dedim zorlukla…Sikimi bırakan Şebnem yeniden şarkıcıları dinlemeye başladı güya… Oysa onun da aklı fikri sikimdeydi. Belinden tutup onu kendime doğru iyice çektim. Derken, iki elimle yavaş yavaş eteklerini kaldırdım. Bir kez daha götünü kavrayarak, sıkmaya ve ovalamaya başladım. Ayrıca o devamlı olarak götünü bana doğru çıkartıyordu. Anlaşılan bir an ilkin sikimin yanan kafasını götünde sezmek istiyordu. Sonunda etekleri elimdeyken malımın kafasını götünde gezdirmeye başladım. Başladım fakat kendimi de tutamıyor, bir taraftan derin derin “Ihhhhh”lar ve “Ohhhhhh”lar çekiyordum. Birden bire başını yeniden bana çeviren Şebnem “Gel, şu malını götüme sok artık” demezmi Beynimden vurulmuşa dönmüştüm fakat doğal ki söylediğini yapacaktım. Donunu çekip götünden aldım. Tam yere atacakken o donunu dizlerinin üstünde elde etti ve götünü birazcık daha bana yasladı. Yapacağımı yapmak için sikimi kökünden tutarak göt deliğine bastırmaya başladım. Bayağı bir uğraştıktan sonrasında sikimin kafasının onun genişleyen göt deliğinden içeriye “Floppsss!..” diye ses çıkartarak girdiğini hissettim. Girer girmez de etraftakilere çaktırmadan gidip gelmeye başladım. Daracık yerde onun götünü sikerken, kan ter içinde kaldım ve beş dakika sonrasında patır patır bellerimi onun götünün derinliklerine attırdım. Doğal o da boşalırken yerinde durması imkansız oldu ve memelerini avuçlayıp avuçlayıp boşaldı.Azca sonrasında toparlandık ve hiçbir şey olmamış benzer biçimde sanatçıları dinlemeye başladık.İki saat kadar sonrasında parktan ayrılırken, Halit’in bana muzip muzip baktığını hatırlıyorum. Doğal ayrıca Şebnem de kendine gelmişti. Semte erişince yavaş yavaş evlerimize gitmeye başladık. Onun yanına sokulup “Bundan sonrasında seninle gene beraber olmak isterim. Sen ne dersin?” dedim. O da bana “Niçin olmasın. Senden hoşlandım” dedi. Şimdilerde onunla birlikteliğimiz sürüyor ve ben onun götünü iş makinemle devamlı olarak dolduruyorum.